Dünyamız Izlenimler HHSO ve Getirdikleri Linkler Iletisim
 

 


Zehra ÜNÜVAR:

 

Söke Edebiyat ve Sanat Günleri'nde düzenlenen "Çocuk Kitaplarında Şiddet" konulu panelde yapılan sunum.

 

ŞİDDETE KARŞI DURUŞ


Türkiye’nin çocuk karnesi hiç parlak değil. Çocuk isterken nasıl kaderci bir yapı ile istiyorsak, büyütürken de o yapı ile davranıyoruz. “Ahırda doğan oğlağın dağda otu bittiğine” o kadar inanıyoruz ki, bakamayacağımız kadar çocuk yapıyor, onun büyüyüp de yaşamda insanca yer almasında sorumluluğumuz olduğunu da hiç düşünmüyoruz. Durum böyle olunca da kimsesiz çocukların sayısı her gün durmadan artıyor. Sokaklarda gezen bu çocukları kullananların, kullanmak isteyenlerin olduğunu da hepimiz biliyoruz. İşte, bilinçsiz ellerde kalan çocuklar, en çok korunacakları, en çok sevilecekleri yaşta korku makinelerine dönerek canavarlaşıyorlar. Ondan sonra, “Şu köprünün yakınından geçmeyin, orayı tinerci çocuklar tutmuş.”, “Şu sınıftaki şu şu çocuğa dikkat edin, sağı solu belli olmaz; geçende arkadaşına bıçak göstermiş.”, “O çocuklardan uzak dur oğlum. Onlar okula gitmiyor. Sanayide çalışırken bin bir çeşit küfür öğrenmişlerdir.” diyerek kendimizi onlardan ayrı tutmaya çalışıyoruz. Çözüm üretmede yöntem bu mu? Görmezden gelmek, uzak durmak onları iyileştiriyor mu? Hayır. Öyleyse ne yapmalı?

Aslında, çocuklarda son yıllarda çoğalan şiddete karşı eğilimle başa çıkma görevi hepimize düşüyor. Anne-babaya, ailedeki diğer kişilere, konu komşuya, okula, arkadaşlara, yöneticiler eliyle devlete.

Dikkat ettiniz mi bilmiyorum. Çocuk büyütürken, hiç düşünmeden şiddet başlangıçları yaparız. Ağlayan çocuğu susturmak için çevremizde ne varsa, yalancıktan döveriz. Yere düşen çocuk için toprağa, ağaca tokat atarız. Yemeğini yemeyen bebeğe, hayali arkadaşlar üreterek mamasını çalacağını söyler, sonra da “ah!” yaparız. Yani, ağzı söylemez bebeğin kafasına şiddetin kıvılcımlarını kendi elimizle yerleştiririz. Biraz büyüyünce, o da etrafındaki nesnelere vurmaya başlar. Derken, yetmez, oyun arkadaşlarına vurur; o da yetmez, istekleri olmayınca anne-babasına vurmaya başlar. Ya da eline ne geçti ise yere çarpar ve isteklerini elde etmek yolunda bir yöntem geliştirir.

Okula başladığında, artık üstün olma yöntemlerinden birinin de şiddet kullanmak olduğunu bilmektedir. Öğretmen de bu yolu kullanıyorsa, fikri olumlanmıştır. Güç biriktirir ve artık gerektiği yerde sorun çözücü olarak şiddeti kullanır.

Peki, insanlar niçin zorbaca davranmaktan, güç gösterisinden hoşlanırlar dersiniz? Güçlü olmak herkesin hoşuna gider de ondan. İnsanlar, korktuklarını belli etmemek için güç kullanırlar. Mutsuz olan insanlar, güç kullanarak çevrelerine bedel ödetirler. Kendisini sevmeyen, beğenmeyen kişi, zorbalık yaparak avunmaya çalışır. Hakkına düşeni az bulan insanlar da şiddete başvurmayı bir yol sanırlar. Sert ve dayanıklı olduğunu göstermek için, popüler olmak için, şımarık olduğu için, başarmada yollar geliştirmeyi denemediği için şiddete başvuran ya da çevresindekileri aşağılayan kişiler çok fazladır. Büyüklerde çok karmaşık olarak gördüğümüz bu davranışlardan etkilenen çocuklar da küçük birer zorba olabilirler. “Azıcık eğlenelim demiştik öğretmenim” mazeretini kabul ederseniz arkası gelir. Bu, bizim doğuştan getirdiğimiz bir yetenek belki de. Ama, canlılar içinde en gelişmiş varlık olduğumuza göre, bu yönümüzü törpülemek, akıl ve sevgi yöntemlerini öne çıkarmak da yine bize düşüyor.

Son yıllarda, gazetelerde haber olarak verilen örnekler epey çok. Öldürmeye dek varan olaylar, ilköğretim dönemindeki çocuklarda bile var. Bu tür haberler de önemsenmez haberler arasına girdi çabucak. Ancak kendi canımız yandığında ciddi ciddi düşüneceğimiz bir algılama durgunluğu içindeyiz.

Çocuklar, isim takarak, alay ederek, oyun oynamasına izin vermeyerek, arkadaşlıktan dışlayarak, hakkında yalan yanlış söylentiler çıkararak, eşyasına zarar vererek birbirlerine şiddet uygulayabilirler. Aslında, her iki taraf için de sinirler bozulacaktır. Şiddet uygulayan da uygulanan da, hep ürkek, sinirli, uyumsuz, güvensiz, korkulu, kaygılı, incinmiş, üzgün ve yaşamın daha başında, yaşamaktan bıkmış bir ruh durumu sergileyecektir. Böyle çocuklar, ailelerinden de destek görmezlerse, çok çabuk kaybedilen ve toplumu zedeleyen bireyler oluşturacaklardır.

Milli Eğitim Bakanlığının yaptığı istatistiklere göre, son altı ay içinde okullarda meydana gelen olaylar ile ilgili bilgiler şöyle:


1- Fiziksel Zarar Veren Şiddet (Yumruk, tekme, vb.) Olay sayısı, 814

2- Madde Kullanımı (Alkol, uyuşturucu, ilaç vb.) Olay sayısı 84

3- Zorbalık, Tehdit, Sataşma- Olay sayısı 491

4- Cinsel Taciz- Olay sayısı 65

5- Çalma, Gasp- Olay sayısı 184

6- Eşyaya ve Mala Zarar Verme- Olay sayısı 234

7- Okula Silah, Kesici ve Delici Alet Getirme- Olay sayısı 196

8- Çete Oluşturma- Katılma- Olay sayısı 27

9- Ateşli, Kesici, Delici Silahla Yaralama- Olay sayısı 47

10-Dedikodu, Lakap Takma- Olay sayısı 323

11-Ateşli, Kesici, Delici Silahla Ölümlü Olay- Olay sayısı 9

TOPLAM:  2474


Yapılan bir diğer incelemede 6 bin 224 öğrencinin karıştığı olayların çıkış nedeninde ilk sırayı, “fiziksel zarar veren olaylar” ın aldığı saptanmış. Bu ne demektir? Çocuk diye bildiğimiz ve hep neşe ve sevgi üretilen ortamlar için yakıştırdığımız yavrularımız güvende değil ve sağlıklı değil. Bir araya geldiklerinde, hem kendilerine hem de çevrelerindekilere kolayca zarar verebiliyorlar. Geleceğimiz güvende değil yani. Ürkütücü ve üzücü bir tablo bu.

Çocuklarımızı saran şiddet olaylarına karşı bir şeyler yapmak için çabalıyoruz. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri de bilgisunar (İnternet) ortamında “Çocuk Yazını Grubu” adı altında bir araya gelen sanatçıların gerçekleştirdiği ve telif ücreti dahil, hiçbir maddi çıkar gözetmeksizin, tamamen gönüllülük anlayışına dayanan, “Hani Her Şey Oyundu” adlı derleme kitap projesi.

Kendi alanlarında yetkinliklerini kanıtlamış yazar, ressam, yayıncı, öğretmen, pedagog, kütüphaneci gibi değişik meslek dallarından oluşan yüze yakın “Çocuk Yazını Grubu” üyesi sanatçı, çocuklara “şiddetin çözüm olmadığını hissettirmek ve şiddet barındırmayan bir yaşam tarzını benimsetmek” amacıyla özel bir seçki hazırladılar. Seçkiye de “Hani Her Şey Oyundu” adını verdiler. Dikkat ederseniz, çocuklar arasında şiddete dek giden pek çok davranışın başlangıcı oyun gibi algılanıyor. Oyun sanılan ve üstüne işlenen davranışlar, sonradan şiddete, ezici, yok edici eylemlere dek gidiyor. O yüzden de, olay olup bittikten sonra, olanlara çocuk da, biz de şaşırıp kalıyoruz.

Hani Her Şey Oyundu adlı seçkinin ilk basımını Sakarya Valiliği üstlendi. Sakarya’daki okullarda bedava dağıtılan bu derleme, çocuklar ve öğretmenleri, sanatçılarla da buluşturarak incelendi ve değerlendirildi. Bu ilk denemede görüldü ki, çocuklar da şiddete karşı. Üstelik, onların da bu konuda söyleyecek pek çok sözü var. Çocukların şiddet karşısındaki duygu ve düşüncelerini araştırmaya yönelik yapılan çalışmada, bu durum çok açık bir dille ortaya kondu. Yani çocuklar, ellerini tutacak ve onlara yardım edecek kişileri bekliyorlar.

Hani Her Şey Oyundu adı ile basılan derlemenin ana amacı, şiddetin kontrol edilebileceğini anlatmak ve önerilerde bulunmak. Bu kitapta, çocukların şiddet duygusundan arındırılmasını sağlamaya yönelik ürünler var. Şiir, öykü, masal, anı, mektup gibi değişik türlerde yazılan ürünlerle, çocuğun kavrayışına uygun düzenlenen özdeyişlerle düşünmeleri ve kendilerini içten içe sorgulamaları amaçlandı. Resim ve desenlerle de görsel yönden zenginleştirilen bu kitap, çocuk ruhunu anlayan uzmanlarca da kontrol edildi. Anılar bölümünde, çocukların tanıdığı ve sevdiği yazarların da benzeri deneyimler yaşadığı ama şiddetten nasıl uzaklaştıkları çok etkileyici biçimde anlatılıyor. Okuyan çocuğa, “Seçim senin. Ya şiddeti seçeceksin, ya da özgürlüğünü...”sesi duyuruluyor; doğru seçimi yapmasında yardımcı olunuyor. Çocuklar, derlemede okudukları diğer örneklerle de, şiddeti seçen, ya da bir an kontrolü kaybedip de şiddete baş vuran kişinin neler yaşayabileceğini de düşünüyorlar. Şiddetin, her iki tarafı da yaralayan, küçülten, özgür düşünceyi ve davranışı yok eden bir olgu olduğunu anlayabiliyorlar.

Bu derleme, 8-12 yaş çocuklar göz önüne alınarak hazırlandı. Çünkü çocukların duygusal gelişimi bu yaşlarda şekillenmektedir. Bu yaşlarda çocuk, okul ve aile çevresindeki etkilerle sosyal yapının kurallarını da öğrenir. Bu kurallar ona saygı ve sevgi içermiyorsa incinir, korkar ve içgüdüsel bir dürtü ile saldırıyı seçer.

Sosyal yapı bozuldukça, ekonomi zayıfladıkça, eğitime gerekli önem verilmedikçe, kontrolsüz nüfus artışı ile aile yapıları zorlandıkça kişiler arasında şiddet artar. Bu gerçek tüm toplumlar için geçerlidir. O yüzden de her koldan uğraşmak ve özellikle çocuklarımızı bu beladan korumanın yollarını bulmak zorundayız. Hani Her Şey Oyundu derlemesine katkı verenlerin gönüllerinde yatan, çabalarını güçlü kılan bu düşüncedir. İlk çalışmalar çok etkili ve başarılı geçti. Tamamen gönüllü bir çalışma olan bu projeye katılımları kesinleşen iller ve bilgiler şöyledir:


Sakarya: Derlemenin ilk uygulandığı ildir. 20.000 tane kitap basılarak dağıtılmış, yazarlar, öğretmenler ve uygulayıcılarla dokuz okulda söyleşiler gerçekleştirilmiştir.

Çorum: 4.600 kitap basıldı. Tanıtım ve bilgilendirmeler, bu öğretim yılında yapılacaktır.(yapıldı 2007)

Burdur: 1.500 kitap basıldı. Bilgilendirme, tanıtım toplantısı ve panel yapıldı.

Amasya: 5.000 kitap basıldı. Çalışmalar bu öğretim yılında yapılacak. (yapıldı 2007)

Eskişehir: 10.000 kitap basıldı. Tanıtım, bilgilendirme toplantısı ve panel yapıldı.

Mardin: 5.000 kitap basıldı. Tanıtım, bilgilendirme toplantısı ve panel yapıldı. (yapıldı 2008)

Kırıkkale: 1.500 kitap basıldı. Bu öğretim yılında çalışmalar yapılacak. (yapıldı 2008)

Ankara: 15.000 kitap basıldı. Çalışmalar, bu öğretim yılında yapılacak. (yapıldı 2008 )

Diyarbakır: 5.000 kitap basıldı. Çalışmalar bu öğretim yılında yapılacak. (yapıldı 2008)

Batman: Proje onaylandı. Basım hazırlıkları sürüyor. (2008 Yılında basılarak dağıtıldı)


Şimdi, Aydın ilini merak ettiniz biliyorum. Efendim, kültür işlerine bakan vali yardımcımız ile gidip görüştüm ve projeyi anlattım. Beni kültür müdürüne gönderdi. Ona da anlattım. Sonradan her valiliğe birer kitap ve tanıtım cd’si gönderilirken bizim valiliğimize de gönderildi ama henüz bir ses yok. Umarım Aydın valiliği de bu güzel derlemeyi basarak çocuklarımıza dağıtır.

Atatürk’ün. “Korkuya dayalı ahlak, ahlak olmadığı gibi, güvenilir de değildir.” diye bir sözü var. Atalarımız da yılanı deliğinden çıkarabilecek gücü tatlı dile vermişler, şiddete değil. Bunu hep aklımızda tutmalı ve çocuklarımıza da öğretmeliyiz. Çocuklar her şeyi bizden öğreniyorlar. Tatlı dili, olayları akılla çözmeyi, bağırıp çağırmayı, vurup kırmayı, aşağılamayı, türlü yolla şiddet yaratmayı. İyiyi arıyorsak, önce yaratmaya çalışmalıyız. O yüzden, Hani Her Şey Oyundu adlı derlemeyi çok önemsiyorum. Bu derlemede emeği olan arkadaşların hepsi de kitap okuyan çocuğu, kendi dünyasında düşündürmeyi ve okşayarak severek eğitmeyi amaçlamış.

Derlemeye emek vermiş sanatçılar, bu konuyu çok ciddiye alarak çalışıyorlar. Çocukları şiddetten korumak istiyorsak, anne babalar, öğretmenler de ciddiye almalıdır. Çocukların çevresi ile işbirliği yapmalıyız. Yaptığı yanlışlar için uyarırken, yaptırımlarımız da şiddet içermemelidir. Çocuklarımızla yakından ilgilenmeliyiz. Kimlerle ve nerede zaman geçirdiğini bilmeliyiz. Yaşamına koyacağımız kurallar, mantıklı ve tutarlı olmalıdır.

Hani Her Şey Oyundu adlı kitapta, çok etkileyici, dili özenli ürünler var. Okuyan çocukları alıp götürecek, eğitecek güzel ürünler. Bu ürünlerden bol bol örnekler vermek isterdim ama zamanımız elverişli değil. O yüzden, Ahmet Günbaş’ın bir şiirini okuyarak, derlemeyi tanıtma konuşmamı noktalamak istiyorum.

         

         ÇİT


Çitlerden geçemiyor çocuk.

Güneşi bir yana koydular, şafağı bir yana.

          Çitlerden geçemiyor çocuk.

          Anneyi bir yana koydular, kucağı bir yana.

Çitlerden geçemiyor çocuk.

Uykuyu bir yana koydular,yatağı bir yana

          Çitlerden geçemiyor çocuk.

          Buğdayı bir yana koydular, başağı bir yana.

Olan oldu o sarışın tarlaya!

Olan oldu o sarışın tarlaya!

          Sulara da kıydılar insafsızca.

          Deryayı bir yana koydular, ırmağı bir yana.


Derlemeye emeği geçen tüm sanatçılara teşekkür ederim. Bu kitabın, illerindeki çocuklara ulaşmasını sağlayan ve sağlayacak valileri de gönülden kutlarım.Şiddetin yurdumuzda da dünyada da olumlanmayacağı günlere kavuşmamız dileğiyle hepinize saygılar sunarım.


Zehra Ünüvar

22.Ekim.2007

 


Bu sayfada bulunan yazılar, yazarından yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz

 

 

©2007-2008 Hani Her Şey Oyundu. Tasarım ve uygulama:ERC